19/12/2009
>> Kapalı vajina cinselliğe engel değil
Genç kızların baba evine bile gönderilmesine yol açan “kapalı vajina” sorunundan artık kurtulmak mümkün.
Anne karnındaki kız bebeğin embriyonik gelişimi sırasında oluşmayan ve geçmişte evlendirilen genç kızların baba evine bile gönderilmesine ya da “koca karı yöntemi” diye tabir edilen ilaçlar ya da muskalarla çözüm bulunmaya çalışılan “kapalı vajina” sorununun artık küçük bir cerrahi operasyonla kabus olmaktan çıktığı bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınlık organlarının, çoğunlukla doğuştan gelen ve nedeni henüz belli olmayan yapısal bozukluklarının aynı zamanda işlevsel sorunlara da yol açtığını söyledi.
Kadınlık organlarındaki doğumsal yapı bozuklukların görülme sıklığıyla ilgili detaylı istatistiki veriler bulunmadığını, ancak kadınların yaklaşık yüzde 5-6'sında görüldüğünün tahmin edildiğini belirten Çetin, son yıllarda yaygın olarak rastlanılan vajina yokluğunun gelişen tıp imkanları sayesinde artık kabus olmaktan çıktığını ifade etti.
Cinsel ilişkiyi engelleyen bir sorun
Her bin kadından birinde görüldüğü tahmin edilen vajina yokluğunun, cinsel ilişkiye girmeyi engellediğine dikkati çeken Prof. Dr. Çetin, şunları söyledi:
“Yıllar önce bu tür hastalar evlendirildiklerinde cinsel ilişkiye girilemediği için eşleri tarafından baba evlerine gönderilirlerdi. Bir sağlık sorunu olmanın yanı sıra toplumsal yaralar da açan bu durum artık küçük bir cerrahi operasyonla gideriliyor. Eskiden hiç yapılmayan bu tür operasyonları artık laparoskopik yöntemlerle de gerçekleştirmek mümkün.
Son yıllarda standart yöntemin aksine laparoskopik yöntemi tercih ediyoruz. Bu yöntemde, karın duvarında 3 tane kesi açıyoruz. Özel olarak geliştirdiğimiz alet sistemini kullanarak, oluşmamış vajina dokusunun bir haftada normal vajina uzunluğuna getirilmesini sağlıyoruz.”
Prof. Dr. Çetin, bu operasyonda, vajinasını oluşturdukları hastaların sadece cinsel ilişkiye girebildiklerini, ancak çocuk sahibi olmadıklarını belirterek, “Çünkü, doğuştan vajinası olmayan kadınların uterusları (rahim) da olmuyor. Bu durumdaki hastalar adet kanamaları görmediklerinde hekime başvurunca bu anomaliyi fark edebiliyorlar” diye konuştu.
Küçük bir cerrahi operasyonla vajinası oluşturulan hastaların yumurtalıklarının bulunabildiğini, bu durumdaki hastaların anne olabileceklerini anlatan Çetin, şöyle devam etti:
“Ancak, bu hastaların normal yolla hamile kalmaları mümkün değil. Yumurtaları varsa, bu yumurtalar alınmak suretiyle taşıyıcı anne kanalıyla çocuk sahibi olabiliyorlar. Ancak, Türkiye'de yasalar izin vermediği için yurt dışına giden çok sayıda hastamız var.”
Çetin, Türkiye'de tıp alanındaki gelişmelerin Avrupa ülkelerinden geri kalmadığını, bu nedenle sağlıkta yurt dışına döviz kaptırmayı da doğru bulmadıklarını belirterek, “Ancak, elbette taşıyıcı anneliğe Türkiye'de yasalarımızın izin vermesi için bunun öncelikle altyapısını oluşturmak gerekir” diye konuştu.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
4/12/2009
>> Yanlış yatak bel ağrısı nedeni!
Yanlış yatak, yastık ve yatış pozisyonu, bel ve boyun ağrılarına yol açabiliyor.
Uzmanlar, çok yumuşak, esnek veya sert yatakların, gece süresince uzun zaman yatma sonucu omurgayı zorladığına dikkati çekerek, "iyi bir yatağı vücudun gömülmesini engelleyecek kadar sert, vücut hatlarını koruyacak kadar rahat olması gerektiğini" belirtiyor.
Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği Başkanı ve Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Ramatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Ataman, insanların 24 saatin önemli bir bölümünü yatakta istirahat ederek geçirdiğini, bu sürenin iyi dinlenmiş, kasları gevşemiş, rahat bir uyku almış olan bedenin ertesi güne hazır olabilmesi için gerekli olduğunu söyledi.
İnsanın, ömrünün yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirdiği için vücut yapısına uygun bir yatak tercih etmesinin bel, boyun ve sırt ağrılarının
giderilebilmesinde çok önemli olduğunu belirten Ataman, "İyi bir yatak, vücudun gömülmesini engelleyecek kadar sert, vücut hatlarını koruyacak kadar rahat olmalıdır" dedi.
Ataman, "çok yumuşak, esnek veya sert yatakların, gece süresince uzun zaman yatma sonucu omurgayı zorlayarak, bel ve boyun ağrısına yol açabileceğine" dikkati çekerek, omurga sağlığının korunabilmesi için yatakta, omurga ve disklerin üzerine en az yükün bindiği pozisyonda yatılması, yatağın konforunun buna uygun olması gerektiğini bildirdi.
Çok yumuşak, esnek veya sert yatakların, omurganın en az zorlandığı ideal pozisyonun korunmasına olanak vermediğini ifade eden Ataman, "Bu tür yataklar, omurganın doğal eğriliklerini uzun süre muhafaza edemez, doğal eğrilikler artar ya da tamamen kaybolur. Böyle olunca da bel omurlarını bir arada tutan bağlar aşırı derecede gerilir, sinirlerin çıktıkları foramenler (delikler) daralır, omurlar arasındaki disk üzerine aşırı yük biner" diye konuştu.
-"HER ORTOPEDİK YATAK, BEL HASTASINA UYGUN OLMAYABİLİR"-
Ataman, omurga için ideal yatağın, doğal eğriliklerin korunmasını sağlayan, buna karşın eğriliklerin artma ve azalmasına yol açmayan özelliğe sahip olması gerektiğini belirterek, "Sağlıklı kabul edilen yatakta, omurganın doğal eğrilikleri koruduğundan; disk, bağ, sinir gibi oluşumlar çok zorlanmaz ve bundan kaynaklanan ağrılar da ortaya çıkmaz" dedi.
Tüm bel ağrılı hastalar için tek bir yatak tipi olmadığını vurgulayan Ataman, "Bir yatak tipi bel ağrılı bir hasta için uyku kalitesi ve ağrıyı
azaltmakta ideal olabilirken, bir başka hasta için tam tersi sonuç verebilmektedir. Bu nedenle uygun yatak, bir bakıma her hasta için iyi bir uyku uyuyabildiği, kendini en rahat ve konforlu hissettiği yataktır" diye konuştu.
Ataman, yatağın, kullanılmaya başlandıktan sonra ne kadar süre özelliğini koruduğunun da çok önemli ifade ederek, belli bir süre sonra daha çok yatılan bölgelerde çukurluklar oluşması durumunda yatağın özelliğini yitirdiğini ve değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
-"İDEAL POZİSYON, SIRTÜSTÜ VE YAN YATIŞTIR"-
Ataman, çok sert zemin ya da yerde yatıldığında, kalkışta omurganın zorlayıp, bel ağrılarını daha da artırabildiğini ifade ederek, omurga için "ideal pozisyonlarının sırtüstü ya da yan yatış" olduğunu söyledi.
Yüzüstü yatmanın, bel çukurluğunun aşırı derecede artmasına yol açabildiği için bu pozisyonu önermediklerini belirten Ataman, pozisyonunun ankilozan spondilitli ve kalça ağrılı hastalar için uygun olabileceğini bildirdi.
Ataman, yatarken bacakların kalça ve dizlerden karına doğru bükülmesinin, bel açısını daha azalttığı için rahatlamayı sağladığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Dizler arasına bir yastık konularak yan yatmak çok rahatlatıcıdır, ancak bu tür bir desteğin uzun süreli kullanımı diz arkasındaki kasların
kısalmasına yol açabilir. Bu da dik duruşu bozarak bel ağrısına neden olabileceği için böylesi bir destek zorunlu durumlarda ve kısa süre kullanılmalıdır. Bu pozisyon, diz ve kalça sorunlu hastalarda ve iltihaplı romatizması bulunanlara kesinlikle önerilmemektedir.
Yan yatarken hastanın iki bacağı arasına konacak yastık da omurga için faydalıdır, ayrıca yine yan yatarken bel çukurluğunun bir yastıkla doldurulması faydalı olabilir."
-"BAŞ YASTIĞI ÇOK YÜKSEK OLMAMALI"-
Yastık seçiminin de özellikle boyun ağrılarının giderilmesinde çok etkili olduğunu anlatan Ataman, baş yastığının çok yüksek olmaması, baş ve boyuna normal pozisyonunu verdirecek yükseklikte olması gerektiğini bildirdi.
Ataman, özellikle yan yatış pozisyonunda başın yana düşmemesi, sırt üstü yatışta da arkaya sarkmaması gerektiğini belirterek, şu önerilerde bulundu:
"Yastık, boynun omurganın nötral adı verilen orta pozisyonu desteklenmelidir. Bunun için de kullanılan baş yastığının dışında ikinci bir
yastık faydalı olabilir. Fazla yüksek olmayan ince bir yastık üzerine rulo bir yastık konularak boyun kaslarındaki zorlanma en aza indirilebilir.
Söz konusu yastık ense ve boynu destekleyerek başın yana veya arkaya düşmesini engeller. Bunun için ince bir rulo veya küçük bir bebek yastığı kullanılabilir. Ayrıca, boyun ağrısı olanlar, uzun süreli yolculuklarda özel bir seyahat yastığı kullanmalıdır.
Ankilozan spondilit gibi boynun öne doğru eğilmesine neden olan hastalıklarda, kişilerin çok ince bir yastık kullanmaları ve hatta zaman zaman yastıksız yatmaları önerilmektedir."
Bel ağrına sebebiyet vermemek için yataktan kalkış pozisyonuna da dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Ataman, "Sırtüstü yatan bir kişi ani olarak omurgasını doğrultarak kalkmamalıdır. Önce yan dönmeli sonra bacaklarını aşağıya sarkıtmalı, kolunu yana uzatıp yatağa dayanmalı ve gövdesini doğrultmalıdır. Daha sonra ayaklar yere bastıktan sonra bir süre bu pozisyonda kalınmalıdır. Bu kalkış tarzı düşük tansiyonlu hastalar için de önerilen bir pozisyondur" tavsiyesinde bulundu.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
29/11/2009
>> Erkekler Neden Terkeder?
Erkekler aşklarını itiraf ettikleri bir kadından neden vazgeçtiklerini anlattı.
"Kadın tuvaletteyken banyonun kapısını her zaman kapatmalı." Ahmet
"Çok maddeci kadın heyecanımı biraz söndürür. Ne tür ayakkabı giydiğime veya ne tür saat taktığıma ya da ne tür arabam olduğuna dikkat ederse arkamı dönüp giderim." Selçuk
"Kadının kıskanç olması heyecanı söndürebilir. Bir kez, biriyle buluşmuştum, uzun sarı saçlı bu kişi yanımızdaki arabadaydı. Buluştuğum kişi beni ona bakmakla suçladı. Bana erkeksi geldi!" Alp
Gizem önemli. Bir kadınla telefonda konuşuyordum ve ilk konuşmamızda sevişebilmemiz için kilo vereceğini söyledi. Bir erkeğin sevişmekten konuşulmasına ne kadar ihtiyacı vardır?" Evren
"Hayatı ya da işi olmayan kadını beğenmem. Ya da kirli bir saygınlığı olan... Ya da kafadan çatlak eski bir erkek arkadaş vakası olan... Sorumlu kadını beğenirim." Onur
"Hiçbir baskının söz konusu olmadığı bir kadınla görüşebilmekten hoşlanırım. Erkek bir sürü baskı altındaysa ve kadın da buna yenilerini ekliyorsa, erkek hemen işi tatil eder." Yusuf
"Kadının başkalarının önünde kötü görünmeme yol açmasını sevmem. Yanlış bir şey yaparsam bunu evde çözmeliyiz." Okan
"Yorucu bir günden sonra erkek eve geldiğinde bırakın, yarım saat kendi istediğini yapsın. Geldiğini bilin, onu öpün ve ihtiyacınız olan şeyi hemen üzerine yıkmayın." Ali
"Kadın, erkeğe onu dünyasının merkezine koyduğunu belli etmemelidir. Bir kız, ilk kez benimle buluşmak için üç saat hazırlandığını söyledi. Biraz çok fazla." Can
"Her erkeğin korkusu evlendikten sonra kızın saçını kestirmesi, bol bol kilo alması ve sevişmekten vazgeçmesidir." İsmail
"Düzgün bir erkekle ilişki kurmak isteyen hiçbir kadın onun yanında sarhoş olmamalıdır. Evde içerken telefon gelirse bu, başka şeydir. Bardaysanız ve kendinizi geri zekalı durumuna sokuyorsanız bu, heyecanı toptan söndürür." Tuna
"Erkeğe evde oturup aramasını beklediğinizi ya da bütün hayatınızın o olduğunu belli etmeyin. Sizi başka erkeklerin de istediklerini bilmek hoşun gider, onlardan biriyle yatmadığınız sürece.." Rıza
"Kadının peşinizden koşması heyecanı söndürür. Kız öğrenciler birliğinin erkek öğrenciler birliğine gelişini hatırlıyorum. Bir şekilde, bizim çimenlikte otlamaya gelen inekler izlenimi edindim. Çok kolaydı." Kamil
"Sizi rapor vermek zorunda hissettiren bir kadınla beraber olmak saate yumruk atmaya benzer. Bu, heyecanı
anında söndürür." Mert
"Kadın erkeğin evinde ya da iş yerinde haber vermeden boy göstermemeli. Erkek, hemen onun, 'öldürücü cazibe' tipi olduğunu düşünür." Berk
Kaynak: www.ivillage.mynet.com
28/11/2009
>> Dokuz kadından biri idrar kaçırıyor!
Dokuz kadından birinde rastlanan ve kadınların yaşam kalitesini oldukça kötü yönde etkileyen idrar kaçırmanın tedavisi mümkün!
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Ateş Karateke, dokuz kadından
birinde görülen rahim sarkması ve idrar kaçırmanın önemli bir bölümünün ameliyatla düzeltilebildiğini bildirdi.
Karateke, yaptığı yazılı açıklamada, dokuz kadından birinde rastlanan ve kadınların yaşam kalitesini oldukça kötü yönde etkileyen idrar kaçırmaya neden olan etkenlerin başında pelvik organ sarkmalarının geldiğini belirtti.
Yaş, gebelik, doğum, genetik yatkınlık, menopoz, obezite, ağır kaldırmak, kronik öksürük ve ciddi kabızlık gibi nedenlerin pelvik organ sarkmalarına neden olabildiğini (rahim, idrar torbası, anal kanal) neden olduğunu vurgulayan Karateke, bu sorunun ise idrar kaçırmaya yol açabildiğini kaydetti.
Pelvik organ sarkmalarında gebelik ve doğumun çok etkili olduğunu, vajinal doğum sayısı artıkça sarkma riskinin de 11 kat yükseldiğini vurgulayan Karateke, rahim sarkması ve idrar kaçırmanın bulgularının hastalar tarafından başlangıçta kesin olarak bilinemediğini aktardı.
Prof. Dr. Karateke, cinsel ilişki sırasında hissedilen ağrı, kullanılan vajinal tamponun düşmesi, basınç hissi ve dışarı doğru sarkmanın ilk bulgular olabileceğine dikkati çekerek, bu sorun tedavi edilmediği takdirde zaman içinde kötüleşerek yaşam kalitesini gittikçe olumsuz yönde etkilediğine işaret etti.
Ciddi sarkmaların nadir de olsa idrar yapamamaya ve böbrek hasarına neden olabildiğine işaret eden Karateke, rahim sarkması ile birlikte görülebilen idrar tutamamanın zaman içinde hastayı çevresinden uzaklaştırıp asosyal ve depresif bir yaşam şekline zorlayabildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Karateke, açıklamada "Yaklaşık dokuz kadından biri idrar kaçırma veya pelvik organ sarkması nedeni ile ameliyat olmaktadır. Bu ameliyatları olan kadınların üçte biri tekrar ameliyat için başvuruyor" dedi.
Birçok kadının idrar tutamamayı normal olarak kabul ettiğini, bir hastalık olmasa da altında yatan birçok neden olabildiğini vurgulayan Karateke, idrar tutamamanın Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının ilk bulgusu olarak da görüldüğü bilgisini verdi.
Karateke, idrar tutamamanın en sık iki nedeninin "stres ve sıkışma" olarak aktarıldığını kaydederek, sıkışma ile idrar kaçırmanın genelde ilaç ve pelvik taban kaslarının fizik tedavisi, stresle idrar kaçırmanın ise pelvik taban kaslarının egzersizi veya cerrahi yöntem ile tedavi edildiğini belirtti.
Rahim sarkması ve idrar tutamama şikayeti olan hastaların tedavisinin sebeplerine, semptomların şiddetine, pelvik taban kaslarının güçlerine, cinsel aktivitelerine ve genel sağlık durumlarına göre şekillendirildiğini aktaran Prof. Dr. Karateke, açıklamasında "Rahim sarkması ve idrar tutamama tedavi edilen bir hastalıktır. Kısa süren bir operasyonla hastanın yaşam kalitesi yükselir" şeklinde görüşlerine yer verdi.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
9/11/2009
>> Vücudunuz kıyafete yön versin
Kalçalarınızı, ne yaparsanız yapın bir türlü küçültemiyor, göbeğinizi saklayamıyorsanız, gardırobunuza doğru koşma zamanınız geldi demektir.
Erkekler büyük göğüslerin seksi olduğunu söylese de, çoğu zaman kadınlar için bir eziyettir. Kıyafet bulmakta zorlanan büyük göğüslü kadınlardan biriyseniz bazı ipuçlarını bilmiyorsunuz demektir.
Geniş kalçaları ince göstermek için
Kalçalarınızı saklayamıyorsanız doğru şekilde giyinmenin yollarım bilmiyorsunuz demektir. İşte büyük kalçaları saklamanın püf noktaları:
• Bol kesimli kıyafetlerden kaçının. Üzerinize oturan kıyafetler sizi daha zayıf gösterecektir.
• Pantolon seçerken bel kısmında pile olanlardan uzak durmalısınız. Geniş paçalı pantolonlar size uygun olacaktır. Kalçaları geniş olanların yaptığı hatalardan biri de, yanları cepli pantolonlar giyinmektir; fakat bunlar sizi olduğunuzdan daha kilolu gösterir. Arka tarafında aksesuar, cep ya da desen olan pantolonlar da sizi kilolu gösterecektir.
• Etek seçiminde ise koyu renkli, anvelop ve hafif dökümlü modelleri seçmelisiniz. Diz boyu etekler de sizin için ideal olacaktır. Ortası pilili ya da dikey dikiş detaylı modeller sizi olduğunuzdan daha uzun boylu gösterecektir.
• Verev kesimli etekler ise size uygun değildir; çünkü bu modeller, üzerinize yapışarak kalçalarınızı ortaya çıkarır.
• Geniş kalçalarınız varsa dikkati kalçalardan yukarıya çekmek çok daha doğru olacaktır. Örneğin üzerinize dekolteli, desenli ya da yapışan bir bluz giyebilirsiniz. Böylece kalçalarınız ikinci plana itilmiş olur.
• Aşağı doğru hafif açılan ceket modellerini tercih edebilirsiniz. Kalçanızı örten uzunlukta olabilir.
• Elbise seçiminde ise straplez ya da ince askılı modelleri tercih edebilirsiniz.
• Tuniklere de ağırlık verebilirsiniz; çünkü pantolon üzerine tunikler, fazlalıklarınızı kapatacaktır.
Büyük göğüsleri saklamak için
Büyük göğüsleriniz varsa önce doğru bir sutyen seçerek işe başlamalısınız. Göğüslerinizi küçük gösterecek bir sutyen işinizi kolaylaştıracaksınız.
Büyük göğsünüz varsa dikkati göğüslerinizden başka bölgelere çekmek için üst kısmınıza daha basit, düz renklerde bluzlar seçmelisiniz. Derin V yaka tişörtler yerine, omuzları açıkta bırakan kayık yaka bluzlar sizin için ideal modellerdir.
Gövdenizi uzun gösterecek kıyafetler seçmelisiniz. Bunun için belinizin altında biten üstler seçebilirsiniz.
• Kulağınıza dikkat çekici küpeler takarsanız, dikkat göğüslerinizden yüzünüze çekilmiş olacaktır. Kalın kemerlerden kaçınmalısınız; çünkü kemerler göğüslerinizin ortaya çıkmasına neden olur.
• Çok dar bluzlar, büyük göğüslüler için yanlış bir seçimdir.
• Etek ya da pantolon seçiminde desenli modelleri tercih etmelisiniz. Böylece gözler göğüslere değil aşağı tarafa odaklanır.
Şişken göbeği gizleme için
Göbeğinizi saklamakta zorlanıyor ve ne giyerseniz giyin, kocaman bir göbekle dolaşmaktan sıkıldıysanız doğru kıyafet seçimine ihtiyacınız var demektir.
• Göbeğiniz varsa yapmanız gereken şey dikkati göbeğinizden uzaklaştırarak, göğüslere ya da bacaklara yöneltmektir. Bunun için boynunuza gösterişli bir kolye ya da eşarp takabilir, mini etek giyerek bacaklarınızı ön planda tutabilirsiniz.
• Dar paçalı pantolonlar da size göredir. Önü düz, yanlarında ya da arkasında fermuar olan modelleri giymelisiniz. Kot pantolon seçiminde ise yüksek belli modelleri tercih etmelisiniz.
• Önden büzgülü elbiseler sizin için ideal bir seçim olacaktır. Kollarınız kalınsa, yarım ya da uzun kollu modelleri seçebilirsiniz. V yakalı elbiseler de sizin için doğru bir seçimdir. Anvelop elbiseler de belinizi olduğundan ince gösterir.
• İki parçalı giyinmek sizin için daha uygundur. Etek üzerine giyindiğiniz bir bluz sizi elbiseden daha zayıf gösterir.
• Polyester veya likralı kumaş elbiselerden uzak durmalısınız; çünkü bunlar hatlarınızı belli eder ve göbeğinizi gizlemeye yardımcı olmaz.
• Etek seçiminde dar ve düz inen modelleri seçerseniz dikkat aşağı kısmınıza doğru çekilir. Böylece göbeğinizle kimse ilgilenmeyecektir.
• Göğüs hizasında kapanan ceketleri seçebilirsiniz.
Kalın beli daha ince göstermek için
Kalın bel, belki de en zor saklanan bölgelerden biridir; fakat giyim hileleriyle, siz de herkes gibi ince görünebilirsiniz.
• Kalın beliniz varsa, ilk yapmanız gereken şeylerden biri, dikkati omuzlara çekmektir. Bunun için omuzlarda vatkası olan bluzları seçebilirsiniz.
• İç çamaşırı olarak da korseli modelleri seçebilirsiniz. Korse belinizi olduğundan daha ince gösterir.
• Özellikle koyu renkli kemerler belinizi ince gösterir. Bel hizasında bu kemerlerden kullanırsanız çok daha iyi görünürsünüz.
• Elbise seçiminde bele oturan modeller, sizi daha da kalın gösterecektir. Bunun yerine, göğüs altından genişleyen elbise modellerini seçmelisiniz.
Uzun ceketler belinizi kapatmaya yardımcı olur. Bel kısmı dar olmayan ve belinizin altında biten modelleri seçebilirsiniz. Pantolon seçiminde düşük belli modellerden uzak durmalısınız; çünkü belinizin kalınlığı tamamen gözler önüne serilir. Koyu renk üstler ve V yakalı modeller sizin için daha uygun olacaktır.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
<<Önceki Sayfa |1/ 3|

