İnternet ve Kültür Sitesi
Kulturweb

Kategoriler

    • Video
    • Oyun
    • Diyet ve Beslenme
    • Haber
    • Eğitim
    • Sağlık
    • Teknoloji
    • Yaşam
    • Magazin
    • Kadın
    • Otomobil
    • Kültür/Sanat
    • Şans Oyunları
    • Yemek Tarifleri
    • Sinema ve Fragmanlar
    • Astroloji
    • Ev ve Dekorasyon
    • Ekonomi
    • Diğer Konular
    • Ödev Konuları
    • Tarih Ödevi
    • English Lesson
    • İngilizce Ders
    • Ingilizce Zamanlar - English Tenses
    • English Songs lyrics
    • English Vocabulary&İngilizce Kelimeler
    • Cografya Ödev
    • Biyoloji Ödev
    • Felsefe Dersi
    • Türkçe Edebiyat Ödev
    • Roman Özetleri
    • Açıköğretim
    • Psikoloji

Son Yorumlar


  • memin yağışa dönüşü
    süperrr

    necim
    ffff
    Düşüncelerim
    Düşüncelerim

    ödev

En Çok Tıklananlar

    Reklam Alanı

İlgili Yazılar

  • Anasayfa
  • Arsiv
  • Profilim
  • Rss
  • E-Mail




16/12/2009

>> Lise 2 Psikoloji Ders Notları ve konu Anlatımı UYARILMA İHTİYACI

UYARILMA İHTİYACI VE GÜDÜLENME


UYARILMA İHTİYACI VE GÜDÜLENME
Organizma,uyku gibi durumların dışında sürekli etkinlik içindedir.Onu bu etkinliklere değişik ihtiyaç ve istekler iter.
İhtiyaç:Rahatlık ve uyum sağlayan,normal davranışları kolaylaştıran bazı şeylerden yoksun olma durumudur.Eksikli ğin duyulmasıdır.
Dürtü:Fizyolojik ve ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve organizmayı türlü tepkilerde bulunmaya götüren iç gerilime (güce) denir. Güdü:Organizmanın ihtiyacı gidermek için belli bir yönde etkinlik göstermesi eğilimine denir.

GÜDÜLENME
Organizmanın ihtiyaç ya da dürtülerin etkisiyle harekete hazır hale gelerek amaca yönelik davranışta bulunmasına; amaca ulaştıktan sonra rahatlamasına güdülenme (motivasyon) denir.
Güdülenmenin 3 aşaması vardır: 1-(organizmayı amaca yönelten) bir güdünün varlığı
2-(Amaca ulaşmak için yapılan) bir davranış
3-Amaca ulaşma

GÜDÜ TÜRLERİ:
İnsandaki güdülerin en yaygın sınıflandırması şu şekildedir:
1-Fizyolojik güdüler:
Organizmanın varlığını ve soyunu sürdürme ihtiyacından doğarlar;doğuştandırlar.Organizma yaşadığı sürece varlığını sürdüren güdülerdir.ÖRNEK:açlık,susuzluk,analık,cinsellik.. . v.b. Mutlaka doyurulması gerekir ertelenemez.
2-Toplumsal (sosyal) Güdüler:
Beğenilme hoş görülme gibi başkalarınca uyarılan güdülerdir.Toplumdan topluma;bireyden bireye değişiklik gösterirler ÖRNEK:İnsanın saygın bir mesleğe girmek istemesi;beğenilmek,saygı görmek,sevilmek istemesi;bir derneğe üye olmak istemesi gibi...

FİZYOLOJİK GÜDÜLERLE –TOPLUMSAL(SOSYAL) GÜDÜLERİN FARKI NEDİR:
1-Toplumsal güdüler insana özgüdür, Fizyolojik güdüler hayvanlarda da görülür.
2-Toplumsal güdüler öğrenme ile ilişkilidir,Fizyolojik güdüler öğrenme ile ilişkili değildir
3-Fizyolojik güdüler doğuştandır;Toplumsal güdüler sonradan öğrenilir.

GÜDÜLENMİŞ DAVRANIŞIN GÜDÜLENMEMİŞ DAVRANIŞTAN FARKI:
1-Güdülenmiş davranış amaca yöneliktir,seçicidir
2-Güdülenmiş davranış enerji verir etkin ve direşkendir
3- Güdülenmiş davranışta organizma mutlaka harekete geçer.
4-Güdülenmiş davranış yorucudur

İÇGÜDÜ:
Öğrenilmeden yapılan niçin yapıldığı organizmanın kendisi tarafından da bilinmeyen ve bir türün bütün bireylerinde aynı şekilde görülen kalıtsal davranışlardır.Genellikle hayvanlarda olduğu sanılır.

İçgüdü davranışları reflekslerden,alışkanlıklardan ve zeka ürünü davranışlardan farklıdır.Refleks,doğuştan olan basit bir etkiye karşı tepkidir.Alışkanlıklar ise,çoğunlukla öğrenme sonucunda kazanılmış hareketlerdir.

DUYUM VE ALGI
Organizmayı etkileyen herhangi bir güce uyarıcı,uyarıcıların duyu organlarını etkilemesine uyarım denir.
Uyarıcıların duyu organlarını etkilemesi ve bu uyarıcıların belli sinir yollarından geçerek beyne ulaşması ile de duyum oluşur.Duyum fizyolojik bir olaydır. İnsanda görme,işitme,tatma,koklama,dokunma,organ duyumları vardır.
ALGILAMA: duyumların çeşitli biçimlerde örgütlenip anlam kazanması,yorumlanmasıdır. ÖRNEK: Işık dalgasının organizmayı etkilemesi uyarım,gözü etkileyerek renkli görmeyi sağlaması duyum,bu renklerin (örneğin kırmızı olduğunun veya tablodan alınmış bir renk olduğunun) fark edilmesi ise algıdır.
GÖRME DUYUMU VE ALGISI
Görme duyu organı gözdür,uyarıcısı ışıktır.Işık dalgalarının organizmaya etki etmesi uyarımdır.Gözü etkileyerek renkli görmemizi sağlaması duyumdur.Onun ne ışığı olduğunu,nereden geldiğini fark etmemiz algıdır.
İŞİTME DUYUMU VE ALGISI NASIL MEYDANA GELİR
İşitme duyu organı kulaktır,uyarıcısı sestir.Sesin kulak aracılığıyla sinir sistemleri yardımıyla iç kulağa ve beyne iletilmesi duyumdur.Ne sesi olduğunu fark etmemiz algıdır.
TATMA DUYUMU VE ALGISI NASIL OLUŞUR
Tatma duyumu organı dildir Uyarıcısı tükürükte eriyebilen ve sıvı halde olan her tür maddedir.Ağıla alınan maddeler sıvılaşarak dil üzerindeki çukurlara girerek buradaki tat etkilerine duyarlı hücreleri uyarır.Bu uyarımlar beyne iletildiğinde tat duyumu meydana gelir.Yediğimiz şeyin lezzet duyumu sonunda nasıl olduğunu(lezzetli lezzetsiz,acı,ekşi..v.b.) fark etmemiz algıdır. Deneyler dört türlü tat olduğunu göstermiştir.Bunlar: acı, tatlı, tuzlu,ekşidir.Diğer tatlar ise bu tatların birbiriyle karışması sonucu oluşmuştur. Tat duyumu ile koku duyumu arasında sıkı bir ilişki vardır.
KOKLAMA DUYUMU VE ALGISI NEDİR
Koklama duyusu organı burundur.Koklama uyarıcısı hava içindeki gaz haline gelmiş kimyasal maddelerdir.
DOKUNMA DUYUMU VE ALGISI
Dokunma duyumu organı deridir.Uyarıcısı deriye değen ya da basınç yapan her şeydir.Vücudun her yanı dokunmaya aynı hassaslığı göstermez.Dokunma duyumunun oluşması için uyarıcının alınmasından sonra, mesajın sinirlerle beyne taşınması gerekir
Deri Duyumları
1-Dokunma 2-Sıcaklık-soğukluk 3-Acı-sızı 4-Ağrı a) Acı (keskin ağrı) b)Künt ağrı ( sızı ve yanıcı ağrı)
ORGAN DUYUMLARI
1-Hal Duyumu 2-Kas ve hareket duyumu 3-Denge duyumu
Zaman Algısı:
Zaman algımız etrafımızdaki periyodik hareketlere bağlıdır.Gece-gündüz değişmesiyle,mevsimlerin akıp gitmesiyle zamanın akıp gittiğini anlarız.İki türlü zaman algısı vardır:
1-Subjektif zaman algısı:Yaşadığımız zamanı iyi hoş görmemize bağlıdır.Yaşadığımız süre zevkli zaman kısa,zevksiz ise uzun olarak algılanır.
2-Objektif zaman algısı Herkes için aynı olan aynı algılanan zaman algısıdır.Örneğin gece,gündüz,90 dakika .v.b.
ALGIDA ORGANİZASYONU (ÖRGÜTLENMEYİ) ETKİLEYEN ETMENLER:
Algıda organizasyon:Duyumların anlamlı kılınarak,biçime ya da kalıba sokulmasına algıda organizasyon denir.
Algıda Organizasyonumuzu etkileyen eğilimlerimiz:
1-Figür(şekil)-Fon(zemin) ilişkisi:Bu eğilim nesnelerin fondan çıkıyorlarmış gibi görünmelerine neden olur.Figür bir nesne izlenimi verir,bir biçimi vardır ve fondan daha belirgin görünür.Örn:Aynı gri bölüm koyu fon üzerinde daha beyaz,açık fon üzerinde daha siyah görünür.
2-Yakınlık:Birbirine yakın nesneleri gruplandırarak birlikte algılama eğilimimiz vardır. Örn: okulun bahçesindeki öğrencileri bir arada toplu halde görünce ,grup olarak algılarız.
3-Benzerlik:Birbirine benzer olan nesne ve olaylar da birlikte bütün olarak veya grup olarak algılanır.
4-Gruplama:Algıda organizasyon yaparken bazı ipuçlarından yararlanarak gruplama yaparız
5-Devamlılık:Uyarının devamlılığı da algıların gruplaşmasına ve bütünleşmesine yol açar.Örn:Her gün aynı şapkayı giyen bir kişiyi uzakta da olsa tanırız.
6-Tamamlama:Algılarımızda uyarıcının eksik kısımlarını tamamlayarak algılama eğilimimiz vardır.Örn: (...........)noktaları çizgi olarak algılarız.
ALGININ ÖZELLİKLERİ NELERDİR
1-Algı alanı:Belirli bir süre içinde ayırt edici tepkiler yapabildiğimiz çevre,özellik ve varlıkların tümüne o bireyin algı alanı denir.Belli bir sürede çevremize baktığımızda gördüklerimiz ve duyduklarımızı kapsar.Çevremize ilk baktığımızda göremediğimiz bazı şeyleri daha sonra görmemiz algı alanımızın genişlediğini gösterir.
2-Algı dayanağı:Bir eylem inanç ya da düşüncenin altında yatan ve bunları denetleyip sınırlandıran değerler ve anlamlar sistemidir.Farklı toplumsal normlara(kural,kanun) sahip iki kişi aynı durumla karşılaştığında farklı algılayarak farklı tepki gösterir.Örn:Bir Amerikalı için çok komik olan bir olay bize pek komik gelmeyebilir.
3-Algıda bütünlük:Bir varlığın,bir cismin ayrıntılar toplamı olarak değil tümüyle algılanmasından oluşan bütünlüktür.Örn: Ormana baktığımızda tek tek ağaçları değil ormanı algılarız.
4-Derinlik algısı:Nesnelerin aslında iki boyutunu görmemize rağmen sanki üçüncü boyutunu da görüyormuş gibi algılamamızdır.
5-Algıda değişmezlik:Nesneleri içinde bulundukları eğişik koşullarda yine aynı algılama eğilimidir.
Büyüklük değişmezliği;(bir arabayı uzakta da olsa hep aynı büyüklükte algılarız)
Renk değişmezliği;(Tahtanın ışıkta kalan yüzü daha açık olmasına rağmen onu hep yeşil olarak algılarız.)
Biçim değişmezliği;(masa üzerindeki tabakları hangi uzaklıkta olursa olsun hep aynı yuvarlaklıkta algılarız)
6-Algıda seçicilik{Dikkat}:Organizmaya aynı anda birçok uyarıcı etki eder.Ancak organizma bunlardan bazılarını algılar bazılarını algılamaz.Algılamada uyaranlar alanından kimilerinin seçilip kimilerinin ise görmezlikten duymazlıktan gelinmesine algıda seçicilik denir.
Genellikle seçicilik ile dikkat birbirine karıştırılır.İki durum birbiriyle ilişkilidir ancak aynı değildir.Dikkat bir olayın tümü ya da bir bölümü üzerinde zihin gücünün toplanması durumudur.Dış etmenlerin doğrudan etkisiyle gerçekleşen irade dışı dikkate edilgen dikkat denir. (Örn: Ağlayan bir çocuğun sesi duyulunca oraya çevrilen dikkat.)İradeyle gerçekleştirilen ve bir çaba ürünü olan dikkate ise etkin dikkat denir.(Ders çalışan öğrencinin dikkati).Algıyı ilgilendiren bazı dikkat çeşitleri şunlardır:
1-Dikkat toplaşımı (konsantrasyon):Dikkatin belirli bir çaba sonucu tek bir nokta üzerinde toplanmasıdır.
2-Dikkatte kayma:Dikkatin bir konudan başka bir konuya geçmesi(atlaması)dir.
3-Dikkatsizlik:Dikkatin kesik ve oynak oluşudur.Zihin belli bir konu üzerinde sürekli olarak toplanamaz.
4-Dalgınlık:Dikkatin sadece belli bir konuya fazlasıyla verilmesi,ilginin dışındaki konulara dikkat edilmemesidir.
DİKKATİ ETKİLEYEN ETMENLER HANGİLERİDİR :
1-İç etmenler:Dikkatin belirli bir yöne çevrilmesi,insanın gereksinim(ihtiyaç),ilgi,merak ve duygularına bağlıdır. Örneğin aç olan birinin dikkatini pastanedeki yiyecekler,tok olan birinin dikkatini içecekler çeker.
2-Dış etmenler:a)Uyarıcının kuvvet ve hacmi;güçlü bir ışık,ses,koku dikkatimizi çeker.
b)Aşırı zıtlıklar(buğday tarlasında bir gelincik dikkatimizi çeker)
c)Hareket eden uyarıcılar(Tiyatroda oturanların arasından birisinin ayağa kalkması)
d)Yenilik ve tanışıklık;(sınıfa yeni gelmiş bir öğrenci)
e)-Alışılmışın dışındaki uyarıcılar (Çok uzun ve ya çok kısa biri)
f)Tekrarlar (yinelemeler);tekrarlar (yinelemeler);tekrarlar(yinelemeler); dikkatimizi çeker
7-Algı yanılmaları:
Dış dünyadan edinilen algıların doğru olmayışıdır.
a)İllüzyon(yanılsama);Varolan nesne ya da uyarıcıların hatalı algılanmasıdır.Yanılsama basit bir algı hatası değil,hatalı algılama biçiminde ortaya çıkan bir olgudur.İki şekilde oluşur;
1-Fiziksel illüzyon:Nesnenin şeklinin değiştiği şeklinde yapılan bir hatalı algılamadır.Örn:Suya batırılan bir sopanın kırık algılanması.
2-Psikolojik illüzyon:Nesnenin şeklini değiştirmeden anlamında değişiklik yapılarak algılamadır.Örn:Karanlıkta sopayı yılan gibi algılamak.
b)Hallüsinasyon(Sanrı-varsanı)İlişkili ve yeterli bir uyarıcı bulunmadığı halde gerçekte var olmayan şeyleri görmek,işitmek gibi dayanaksız algılamadır.Ateşli hastalıklar,alkol,uyuşturucu v.b. uyaranlar hallüsinasyonlara neden olur.Hallüsinasyonlar normal bir durum değildir.Örn:Yolda yürürken takip edildiğini sanmak.
İllüzyon ile hallüsinasyon arasındaki başlıca farklar:
*İllüzyon için mutlaka bir dış uyarıcıya ihtiyaç vardır.Hallüsinasyon için bir dış uyarıcı zorunlu değildir.
**İllüzyon normal olan her insanda görülebilir;Hallüsinasyon genellikle akıl hastalarında görülür.
***Normal insanlarda aynı durum aynı illüzyonu meydana getirir;Hallüsinasyonu olanlar farklı farklı durumları görüp işitir.
ALGIYI ETKİLEYEN ETMENLER:1-İÇ ETMENLER NELERDİR:
a)Duygularımız;(sevdiğimiz birinin iyi yönlerini abartarak algılarız)
b)İhtiyaçlarımız;(Aç olduğumuzda yiyecekleri daha lezzetli algılarız)
c)Zihni tutumlarımız;(Düşüncemize uygun şeyleri kolayca algılarız)
d)Neyi algılamaya hazırsak onu algılarız;(Önyargılarımız algılarımızı etkiler)
e)Korku,kaygı,öfke gibi durumlar algılarımızı etkiler
f)Hipnoz ve telkin; (Rakamlar bir malın iyi,ucuz olduğunu telkin eder öyle algılarız.)
2-DIŞ ETMENLER NELERDİR :
fiziksel ve toplumsal kaynaklı dış etmenler de algılarımızı etkiler.Algıları hem algılayanın hem algılananın içinde bulunduğu ortam da etkiler.


ÖĞRENME NEDİR
Öğrenmenin iki kaynağı vardır:birisi kendi yaşantımız diğeri eğitim öğretimdir.Öğrendiklerimiz ya kendi yaşantımıza yada başkasının geçmiş deneyimine dayanır.Hangi kaynaktan gelirse gelsin her öğrenme davranışlarımızda az ya da çok bazı sürekli değişikliklere yol açar.Davranışın değişmesi eskiden yapılamayan bir hareketin yapılması,bir görüş ve düşünüşün benimsenmesi ya da bırakılması anlamına gelir.
ÖĞRENME:Tekrar ya da yaşantı sonucu davranışta ortaya çıkan ve oldukça kalıcı olan değişikliktir.
Buna göre öğrenmenin üç öğesi vardır:
1-Davranış değişikliği
2-Tekrar ya da yaşantı sonucu ortaya çıkan değişiklik 3-Süreklilik.
Öğrenme türleri nelerdir:

1-Klasik koşullanma yoluyla öğrenme:Limon gördüğümüzde hatta adını duyduğumuzda ağzımız sulanır.
Yolda giderken keskin bir fren sesi bizi korkutur. V.b örnekler basit bir refleks gibi görünse de öğrenme ile ilişkilidir.
Bu örneklerdeki fren sesi,limon sözü birer sembol uyarıcı durumuna geçer.Böyle bir uyarıcının etkisiyle tepkiler oluşur.Yani bu uyarıcılara karşı koşullanmışızdır.Bu ilkel bir öğrenme şeklidir.
Pavlov’un köpek üzerinde yaptığı deney salya koşullanması ile ilgilidir.
Pavlov daha önce zil sesine hiçbir tepki vermeyen köpeğin et ile birlikte verildiğinde salya salgıladığını deneyle göstermiştir.Burada zil başta nötr bir uyarıcı iken;doğal uyarıcı(et) ile birlikte tekrar tekrar sunulunca koşullu uyarıcı haline geçmiştir.Köpek artık daha önce tepki vermediği bir uyarıcıya tepki vermeye koşullanmıştır.
Buna göre ;İnsan ve hayvanların önceleri tepkide bulunmadıkları bir uyarıcıya,belirli koşullar sonucunda tepkide bulunmayı öğrenmesine koşullanma yoluyla öğrenme denir.
Bazı insanlarda görülen korku,antipati,tiksintilerinde gerçek nedeni bu tür koşullanmalardır.
2-Edimsel koşullanma yoluyla Öğrenme:Edimsel koşullanma,ödüle götüren ya da cezadan kurtaran bir davranışın yapılmasını öğrenmektir.Yani edimsel (kendiliğinden)yaptığımız bir davranış bizi ödüle götürüyor ve ya cezadan kurtarıyorsa bu davranışa koşullanırız.
Skinnerin fare üzerinde yaptığı deneyde kutu içindeki aç bir farenin rastgele yaptığı davranışlar sonucunda yiyecek kabının açılmasını sağlayacak manivelaya basarak yiyeceğe kavuşması ve daha sonra deney tekrarlanınca manivelaya daha kısa sürede basmayı öğrenmesi edimsel bir şartlanmadır.Burada tek bir davranış ödüle kavuşturmuştur.
Örneğin ödevini yapmayan bir öğrencinin öğretmenin ödevleri kontrol etmemesi sonucu cezadan kurtulması ve bu durumun tekrarlanması ile ödev yapmama davranışına koşullanması da bir edimsel koşullanma ile öğrenmedir.
Yukarıdaki deneyde farenin manivelaya basma sayısındaki artış,manivelaya basma davranışının yiyecekle pekiştirilmesi anlamına gelir.
Edimsel koşullanmada istenen davranışın ortay çıkma olasılığını arttıran her uyarıcıya pekiştireç denir.Pekiştireçler iki türlüdür:
a-Olumlu Pekiştireçler:Verildiği zaman davranışın ortaya çıkma eğilimini arttıran pekiştireçlerdir. Örn. yiyecek övme olumlu pekiştireçlerdir.Farenin yiyeceğe götüren davranışını pekiştirmesi de olumlu bir pekiştirmedir
b-Olumsuz pekiştireçler:Ortadan kaldırıldığı ve ya verilmediği zaman davranışın ortaya çıkma eğilimini arttıran pekiştireçlerdir;sonucunda ortaya çıkan pekiştirmeler de olumsuz pekiştirmelerdir.Örneğin ödev yapmayan öğrencinin ödev yapmama eğilimi olumsuz pekiştireç ;bu davranışın tekrarlanması da olumsuz pekiştirmedir.
İnsanlarda ödülün miktarı arttırılınca davranışın pekişme ihtimali yüksektir. Ancak hayvanlarda çoğu zaman ödül miktarı pek değişikliğe yol açmaz.
Öğrenilmemiş olan pekiştireçlerle yapılan pekiştirmelere birincil pekiştirme;örn:yiyecek
Öğrenilmiş olan pekiştireçlerle yapılan pekiştirmelere de ikincil pekiştirme denir.örn:zil sesi
Klasik ve Edimsel koşullanmanın karşılaştırılması:
*Uyarıcının türü açısından: Klasik koşullanmada uyarıcı belirli bir olaydır ve kısa sürelidir.ışık ses gibi
Edimsel koşullanmada uyarıcının birçok öğesi vardır ve uzun sürelidir.
*Öğrenilecek davranışın türü açısından: Klasik koşullanmada davranış belirlidir,doğuştan gelme davranıştır.
Edimsel koşullanmada davranışlar çeşitlidir ve rastlantı sonucu ortaya çıkar.
Öğrenme Süreçleri:
Genelleme:Koşullu tepkiyi yaratan uyarıcını benzerlerine de aynı koşullu tepkinin gösterilmesidir.Örn Köpekten korkan çocuğun kediden de korkması
Ayırt etme:Genellemenin karşıtı olarak hangi uyarıcıya hangi tepkinin gösterileceğini ayır etmedir.Örn kediden korkan çocuğun köpekten korkmaması.
Sönme:Koşullanmış davranışta görülen zayıflamadır.Örn:Zil sesine koşullanmış köpeğin zil ile birlikte et verilmemesi sonucu bu koşullanmanın kaybolması(köpeğin zil sesine karşı salya salgılamaması)
Kendiliğinden Geri gelme:Sönen bir koşullanmış davranışın belli bir süre sonra aynı şartlarda yeniden
canlanmasıdır.Örn:Zil sesine karşı oluşan koşullanmanın sönmesine rağmen belli bir süre sonra tekrarlandığında hemen aynı koşullanmayı ortaya çıkarması.
3-Model alarak Öğrenme:Taklit yolu ile öğrenme de denir.İnsan ve hayvanların beğendikleri,büyükleri,ve ya özendikleri kişileri taklit ederek onlar gibi davranmayı öğrenmesidir.Örn:Bir yavru kuşun annesi gibi ötmesi,Bir gencin pop sanatçısını taklit ederek onun gibi giyinmesi.
4-Bilişsel Öğrenme:Organizmanın algılama hatırlama düşünme gibi zihinsel yetileri aracılığıyla öğrenmesidir.Bu tür öğrenmenin ağırlık noktası bilgilerin biriktirilmesi ve işlenmesidir.Bu nedenle de bilişsel öğrenme geçmiş yaşantılar sonucu olayların anlam değiştirmesi ya da insan ve hayanın geliştirdiği yaşantı sonucu bilgiyi işleme tarzında meydana gelen değişiklik şeklinde tanımlanabilir.Örn: kitap okuyarak,TV izleyerek ya da bir olaya tanık olarak birçok şey öğreniriz.
5-Sezgisel Öğrenme:Kavrama yoluyla öğrenme de denir.Sezgisel öğrenmede çözümü gereken durumun öğeleri arasındaki ilişki bir anda görülür.Başarılı davranış akıl yürütme ve öngörü sayesinde bir anda görülür.Örn:Çok zor sandığımız bir matematik problemini bir müddet düşündükten sonra birden kavrayarak çözüme ulaşmak.
6-Farkında olmadan Öğrenme:İnsan yaşamında farkında olmadan edinmiş olduğu bilgilerdir.Örn:Hiç düşünmediğimiz halde okulumuzun nerede olduğunu bilmemiz.
7-Motor(hareketle)öğreneme:Bir eylemin,bir harekettin nasıl daha iyi hızlı ve doğru yapılacağını öğrenmektir.Örn:Araba sürmesini bilen birinin zamanla bu davranışı daha doğru ve iyi yapabilmeyi öğrenmesidir.
8-Deneme yanılma yoluyla öğrenme:Organizmanın karşılaştığı bir problemi çözmek için denediği çeşitli yollardan,hangisinin problemi çözdüğünü öğrenerek benimsemesidir:Çocukların yap-boz oyununu oynayarak ev yapmayı öğrenmesi.
Öğrenmede Rol Oynayan Etkenler:
1-Öğrenenle ilgili etkenler:
a-Organizmanın belli bir biyolojik olgunluğa ulaşması gerekir.
b-Organizmanın belli bir zihinsel olgunluğa ulaşması gerekir.(zeka yaşının takvim yaşına uygun olması)
c-Uyarılmışlık hali:Öğrenilecek malzeme üzerinde dikkatin odaklaşması gerekir.
d-Aşırı kaygılı olmamak gerekir.
e-Uyarıcı ve davranımlar arasında benzerlik olması öğrenmeyi kolaylaştırır.
f-Öğrenme için güdülenmiş olmak gerekir.
*Güdüler kişiyi öğrenmeye özendirir.
*Güdüler birşeyin seçilmesinde önemli rol oynar.
*Güdüler kişinin davranışlarına yön verir.
Araştırmalarda Hem insanların hem hayvanların öğrenmesinde ödülün önemli rol oynadığını ödülün cezadan daha olumlu bir öğrenme sağladığı görülmüştür.
2-Öğrenilecek malzeme ile ilgili Etkenler:
a-Öğrenilecek konu öğrenenin beden ve zihinsel gelişimine uygun olmalıdır.
b-Öğrenilecek konu öğrenenin ihtiyacını karşılıyorsa daha kolay öğrenilir.
c-Öğrenilecek konu çok uzun ve çık kısa olmamalıdır.
d-Birbirine bağlı konulardan önceki iyi öğrenilmiş olmalıdır.
e-Öğrenilecek konunun anlamlı olması gerekir
3-Öğrenme tekniğine ,ilişkin etkenler
a-Çalışma zamanının bölünmesi
b-Konunun bütün olarak öğrenilmesi
c-Konunun tekrarı
d-Elde edilen sonucun bilinmesi,gerekir.
4-Öğrenmede Transferin rolü:
Transfer: önceki öğrenmenin şimdiki öğrenmeyi etkilemesi olayıdır.İkiye ayrılır:
1-Olumlu Transfer:Önceden öğrenilmiş bilginin veya etkinliğin sonraki başka bir bilgi ve etkinliği öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır.Ör:Hentbol oynamayı bilen birinin basketbolü daha çabuk öğrenemesi
2-Olumsuz Transfer:Önceden öğrenilenin sonraki öğrenileceği zorlaştırmasıdır.Buna alışkanlık çatışması da denir.Örn:İki parmakla daktilo yazmayı bilen birinin on parmakla daktilo yazmayı öğrenememesi.
DERS ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI VE ÖĞRENME
·Çalışma zamanının dağılımı
·Öğrenilecek konunun beden ve zihin gelişimine uygun olması.
·Öğrenmede ilerlemenin bilinmesi
·Öğrenilecek konunun ilgiyi çekmesi
·Konunun bütünüyle öğrenilmesi
·Önceden çalışılmış olması
·Konunun tekrarı
·Konunun anlamlı olması
·Konunun iyi okunması ve anlatılması
Öğrenmenin daha kolay olmasını sağlamaktadır.

BELLEK VE BELLEK SÜREÇLERİ
Bellek (hafıza):Geçmiş bir olayı ya da bir bilgiyi zihinde tutma ve hatırlama yetisidir.
BELLEĞİN TÜRLERİ 1-KISA SÜRELİ BELLEK:
Bu bellek türü,gerekli olan bilgiyi kısa bir süre için akılda tutmayı ve hatırlamayı sağlar. Bilgileri birkaç dakika için depolar, kullandıktan sonra da artık işe yaramayacağı için saklamaz.
Örneğin;arayacağımız bir tel. numarasını rehberden bulur arar ve tekrar unuturuz.
Bilgilerimizin kısa süreli bellekte daha fazla kalmasını sağlamak için “tekrarlama” ve “gruplama”dan yararlanırız.
Örneğin 325146878 gibi bir sayıyı 325 146 878 şeklinde gruplamak hatırlamamızı kolaylaştırır.
2-UZUN SÜRELİ BELLEK:
Bilgiyi beceriyi saatler,günler,aylar ve yıllarca zihinde tutar ve hatırlamayı sağlar. Uzun süreli belleğe bilgiler kısa süreli bellekten geçer. Bu bellekte bilgiler kullanıldıktan sonra atılmaz,saklanır.
Örneğin,birinci sınıftaki öğretmenimizin adı uzun süre belleğimizde kalmıştır.
KISA SÜRELİ BELLEK İLE UZUN SÜRELİ BELLEK ARASINDAKİ FARKLAR:
1-Kısa süreli belleğin kapasitesi dardır, uzun süreli belleğin ise geniştir.
2-Kısa süreli bellekte bir bilgi kaybolmuşsa,gerçekten kaybolmuştur, uzun süreli bellekte durum böyle değildir.
Uzun süreli bellekte bilgi örgütleme ilkeleri:
Birey bilgiyi edinirken,bunu kendine göre örgütleyebilir. Bu örgütleme biçimi önceden bilinen bir düzene ya da akla uygunsa,bu durum hatırlamayı kolaylaştırır.
Bilgi edinirken içinde bulunulan ortam, hatırlama anındaki ortama ne kadar çok benzerse,bellek görevini o kadar kolay yapar.
Örn.Piknikte tanıştığımız bir kimseyi parkta yürüyüş yaparken daha kolay,evlendirme dairesinde ya da konser salonunda daha zor tanırız.
Bütün bunlar bilgilerin anlam ilişkileri yönünden örgütlenmiş ve belli bir ilişkiler çevresi içine yerleştirilmiş olduğunu gösterir. BELLEĞİN TEMEL İŞLEMLERİ:
Belleğin kodlama,saklama ve çağırma olmak üzere üç aşamalı bir işlemi vardır.
HATIRLAMA VE TANIMA:
Öğrenilmiş olan bilgi ve becerilerin saklanıp yeniden canlanmasına hatırlama denir.
Tanıma;Bir nesnenin önceden görülmüş,öğrenilmiş ya da edinilmiş olduğunun farkına varmak demektir.Örn.Çoktan seçmeli test türündeki sınavlarda doğru cevabı bulmak tanımadır. Klasik sınavlarda sorulara cevap vermek ise hatırlamadır.
UNUTMA:Önceden öğrenilmiş olan herhangi bir şeyi hatırlama veya tanıma gücünün geçici ya da sürekli olarak yitirilmesine unutma denir.UNUTMA NEDENLERİ:
1-Beyinde hücre kaybının olması protein sentezinin olmaması
2-Geriye ket vurma;yeni öğrenilenlerin daha önce öğrenilmiş olanları unutturmasıdır.
3-İleriye ket vurma;Önce öğrenilenlerin yeni öğrenilecek olanları unutturmasıdır.
4-Öğrenilenlerin kullanılmaması
5-Baskı altında tutma(bilinçaltına itme)
UNUTUMAYI GÜÇLEŞTİREN NEDENLER:
1-Öğrenmenin yeterli olması
2-Öğrenilenlerin anlamlı olması
3- Öğrenmeden sonra dinlenilmesi (uyumak gibi)
4-Tekrarlar yapılması
BELLEK BOZUKLUKLARI:
Bellek yitimi(amnezi):Sarsıntı yüksek ateş,beyin zedelenmesi,baskı gibi nedenlerle hatırlama gücünün bir kısmının yada tümünün yitirilmesidir.
Belleğine yeni bilgiler işleme yeteneğinde bir bozukluk olan kişide, geleceğe yönelik bellek yitimi var demektir.Eski anılarla ilgili abartılmış bir bellek yitimi ise geçmişe yönelik bir bellek yitimi diye adlandırılır.
Beyinde belirli bölgelerde kan akışındaki kısa süreli aksamalar,geçici genel bellek yitimine yol açabilir.Bazı bellek yitimleri,beyindeki hasar ve hastalıklardan ayrı olarak daha çok psikolojik kaynaklıdır.(hipnoz,gerilim gibi)
Kişinin saatlerce hatta haftalarca evinden uzaklaştığı,füg durumu hem psikolojik hem de organik modellerle açıklanabilir.
Belleğin çarpıtılması(paramnezi);bilinçsizce yapılan uydurmaların yanı sıra geriye yönelik çarpıtmaları da içerir.
Anıların bilinçli bir biçimde süslenmesi,dejavu;daha önceki bir yaşantıyı gerçekdışı olarak,tanımama durumu olan jamais vu gibi olgularda belleğin psikolojik özellikleri olarak düşünülebilir.
Olağanüstü yüksek bellek kapasitesi (hiperamnezi) ne de rastlanabilir.

 

Kaynak: www.englishpage.blogcu.com izni ile alınmıştır

Kategori: Egitim| Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

12/12/2009

>> Biyoloji yazılı soruları ve cevapları 2 Heparin nerede üretilir,

-Heparin nerede üretilir, ne işe yarar?
*Temel bağ dokudaki mast hücreleri tarafından üretilir. Anın damarlar içerisinde pıhtılaşmasını engeller.
-Ergin memelilerin kaburga uçlarında yer alan kıkırdak doku türünün adı nedir?
*Hyalin kıkırdak
-Monositlerin görevi nedir?
*Ömürleri tükenmiş hücre ve dokuları parçalayarak yok etmek
- 0 (sıfır) kan grubunun diğer gruplardan kan alamayışının sebebi nedir?
*Plazmasında hem anti-A hem de anti-B antikorlarının bulunmasıdır. Bunlar hem A hem de B grubu kana ait alyuvarların çökelmesine sebep olurlar.
-Bitkilerde soymuk borularının görevi nedir?
*Yapraklarda yapılan besin maddelerini bitkinin her yanına iletilmesini sağlamak.
-Su bitkilerinde stomalar neden yaprağın üst yüzeyinde yer alırlar?
*Alt yüzeyde olsalardı, su basıncı yüzünden gaz değişimi mümkün olmayacaktı. Bundan dolayı üst tarafta bulunurlar.
-Hidrada alınan uyarıların sinir sisteminde iletilmesi nasıl olur?
*Uyarılar, sinir ağı boyunca azalarak ilerler.
-Kemik dokuda, oseinin yapısında bulunan organik maddeler nelerdir?
*Protein ve kollojen lifler
-Endokrin bezleri anlatınız.
*Salgılarını doğrudan kana veren bezlerdir. Bu salgıya hormon denir.
-Hormonların etki oluşturması nasıl olur? Anlatınız.
*Dolaşım sistemine katılan hormon, kan aracılığıyla etki edeceği hedef organa ulaşır ve etkiderek o organın faaliyete geçmesini sağlar.
-Düz kasların kasılma ve çalışma şekilleri nasıldır?
*Düzenli ve yavaş kasılırlar, uzun süreli çalışır.
-Terliksi hayvanda sinir telciklerinden biri koparıldığında ne olur?
*O sinir telciğinin bağlı olduğu silin hareketi bozulur.
-Sıfır (0) kan grubunun genel verici olma özelliği nereden gelmektedir?
*Alyuvarlarında antijen (protein) olmadığından, diğer gruplaR her hangi bir reaksiyon göstermezler.
-Sert kemik doku hücreleri nasıl beslenir?
*Volkman kanallarından geçen kan damarlarından oksijen ve besini difüzyonla alırlar.
-Alyuvarların çekirdeksiz oluşlarının faydası nedir?
*Oksijen taşıma kapasiteleri artar.
-Makrofaj nerede üretilir, ne işe yarar?
*Temel bağ dokuda, vücuda giren bakterileri fagositozla yok eder.
-Omurlar arasındaki disklerde yer alan kıkırdak dokunun adı nedir?
*Fibröz kıkırdak.,
*Sinir doku hücreleri neden yenilenmez?
-Sentrozomları kaybolduğu için mitoz bölünme görülmez.Bundan dolayı da yenilenemezler.
*Kökteki kaliptra ne işe yarar?
-Kökün toprağın sert kısımlarından zarar görmesini önler.
*Çok hücreli bezler salgılama şekillerine göre kaça ayrılır? Nelerdir?
-Endokrin bezler, Ekzokrin bezler ve Karma bezler.
*Yağ dokunun esnek ve basınca dayanıklı olması, hangi özelliğiyle gerçekleşmektedir?
-Yağ doku hücreleri arasında bulunan ağsı ve kollojen liflerin bol olması sayesinde.
*Kutikula tabakasının bitkide ne işe yaradığını yazınız.
-Bitkinin su kaybını azaltır.
*Kanda yer alan kan proteinleri nelerdir?
-Albumin, globulin, fibrinojen, heparin.
*Bitkilerde gövdenin kalınlaşması hangi yapı sayesinde, nasıl olmaktadır?
-Kambiyum dokusu sayesinde. Gövdedeki kambiyum hücreleri ilkbaharda ve sonbaharda tekrar oluşur. Her yıl tekrarlanan bu hücreler sayesinde gövde kalınlaşır.
*AB kan grubunun genel alıcı olması hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?
-AB grubunun plazmasında antikor yoktur. Dolayısıyla gelen kan gruplarına karşı reaksiyon oluşmaz.
*Kan serumunda bulunan maddeler nelerdir?
- Aminoasit, Basit karbonhidratlar, Yag (Lipit), Vitamin, Antikor, Hormon, Madensel tuzlar, azotlu bileşikler.
*Kemik dokudaki Periost ne işe yarar?
-Kemiğin kalınlaşmasını ve onarılmasını sağlar.Ayrıca kemiği besler.
*Sıfır kan grubunun genel verici olması hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?
- Sıfır kan grubunun alyuvarlarında antijen (protein) yoktur. Dolayısıyla diğer kan gruplarında reaksiyon oluşmaz
*Bitkinin boyuna uzamasını sağlayan yapının adı nedir?
-Büyüme konisi (birincil bölünür doku)
*Bir solucan ile bir çekirgeyi kas yapısı ve hareketi yönünden karşılaştırınız.
- Düz kasların kasılmaları yavaş ve düzenlidir. Eklembacaklı-lar hariç diğer omurgasız hayvanlar düz kaslara sahiptir. Çizgili kaslar ise düz kaslara oranla çok daha hızlı kasılma yapabilirler. Bundan dolayı çekirgenin sıçraması ani ve hızlı olu. Solucan ise yavaş hareket eder.
*Stomaların bitkideki görevini yazınız.
- Fotosentez için gerekli karbondioksitin alınması, alt epidermis hücreleri arasında bulunan stoma(gözenek)lar tarafından sağlanır.
*Kıkırdak doku çeşitleri nelerdir?
-Hyalin, elastiki, fibröz kıkırdak.
*Otsu bitkilerde gövdenin dik durması, hangi olay sayesinde, nasıl olur?
-Osmoz sayesinde olur. Hücrelere giren su, hücre çeperlerine içeriden dışarıya doğru basınç yaparak hücrelerin zarını gerginleştirir. Bu gerginlik sayesinde bitki gövdesi dik durur.
*Sinaps nedir?
-Bir nöronun aksonu ile diğer nöronun dendiritinin veya gövdesinin karşı karşıya gelmesidir.
*Doku nedir?
-Organizmada belirli görevleri yapmak üzere özelleşmiş hücre topluluklarına denir.
*A Rh+ bir insan hangi gruplardan kan alabilir?
- A Rh+ ve O Rh+ grupalardan.
*Bağ doku içinde yer alan melanositler(pigment hücreleri) ne işe yarar?
-Deriye renk vermek.
*Odun borularının bitkideki görevi nedir?
-Köklerle topraktan alınan suyun bitkinin her yanına dağıtılmasını sağlamak.
*Birincil bölünür dokular bitkide nerede yer alır?
-Kök ve gövde uçlarında.
*Tek katlı silindirik epitel hücrelerinin vücutta bulunduğu yerlerden ikisini yazınız.
-Mide, ince barsağın iç yüzeyinde, soluk borusunda, üreme kanallarında.
*Bitkilerde kutikula’nın fonksiyonu nedir?
-Bitkinin su kaybını önler.
*Konya’da yaşayan bir insanın kanındaki alyuvar sayısı, Antalya’da yaşayanlardan fazladır. Bunun nedeni nedir?
-Yüksekler çıkıldıkça oksijen oranı azalır. Bu yükseklik farkından dolayı Konya’daki oksijen oranı Antalya’dan daha azdır. Ancak vücut, ihtiyaç duyduğu oksijeni almak ister. Yeterli oksijen yoğunluğu olmayınca da kandaki oksijen taşıyıcı moleküllerin sayısını artırır.
*Bir omurgalıya ait sinir hücresinin şeklini çizerek kısımlarını üzerinde gösterinniz.
-
*Bitkilerde büyüme neden sınırsızdır?
-Bitkinin uç kısımlarında bulunan büyüme konisi, bitkinin boyca sınırsız büyümesini sağlar.
*Tek katlı yassı epitel hücreleri vücutta nerelerde bulunur?
-Akciğer alveollerinde ve kılcal damarlarda.
*Soymuk boruları bitkide ne işe yarar?
-Fotosentez ürünlerinin bitkinin her yanına dağıtılmasını sağlar.
*Histamin vücutta nerede üretilir, ne işe yarar?
-Temel bağ dokudaki mast hücrelerinde üretilir. Kılcal damarların geçirgenliğini artırır.
*Isırgan otunun yakıcı kapsüllerini taşıyan tüyleri nasıl meydana gelmiştir?
-Epidermis hücrelerinin dışa doğru uzamasıyla.
*Hyalin kıkırdak hücrelerinin yapısı nasıldır?
-Hücre ana maddesi homojen, saydam ve beyaz mavimtrak renktedir. Ara maddedeki kollojen lifler sayesinde basınca dayanıklıdır.
*Mantar dokunun bitkideki görevini yazınız.
-Bitkiyi dış etkenlerden korumak.
*Sinir dokudaki Nöroglea hücrelerinin görevi nedir?
-Sinir hücrelerini beslemek, destek olmak ve koruyucu kılıf hazırlamak.
*Kış uykusuna yatan hayvanların hücreleri °°°°bolik faaliyetleri için gereken suyu nasıl elde ederler?
-Daha önce aldıkları besinleri yağa çevirerek depo ederler ve uyku esnasında bu yağın vücut tarafından yıkımı sonunda açığa çıkan suyu kullanırlar.
İmpuls iletimi sırasında sinir hücresinde ne gibi değişiklikler olur?
 -
İmpulsun iletimi sırasında sinir hücresindeki K ve Na iyonlarının yer değiştirmesi sonucunda hücre zarının iç ve dış yüzeylerindeki elektrik yükü değişir.
Renk körlüğü nasıl meydana gelir?
Renkli görmeyi sağlayan üç tip koni hücresinden bir veya ikisinin genetik bozukluk sonucu bulunmaması durumunda bazı renkler ayrılamaz. Buna renk körlüğü denir
Bebeklerin ayakta duramamalarının sebebi nedir?
Beyinciklerinin gelişmemesinden dolayı
Üst deride kan damarları ve sinirler niçin bulunmaz?
Çünkü üst deride ölü hücreler bulunur.
İşitmeyi sağlayan korti hücreleri kulakta nerede bulunur?
İç kulaktaki KOHLEAR KANALInda.
Göz uyumu nedir?
Mercek kaslarının kasılıp gevşeyerek göze gelen ışığa göre mercek kalınlığını ayarlamasıdır
Omurilik soğanı hangi davranışların merkezidir? Solunum, sindirim, dolaşım, salgılama ve çeşitli reflekslerin merkezidir
Kemik dokuda kılcal kan damarları nerede bulunur? -Havers kanallarındaki VOLKMAN KANALLARInda.
Bitkilerde iletim doku bölümleri nelerdir?
Odun boruları - soymuk boruları
Salgılarını doğrudan kana veren bezlere ne ad verilir?
Endokrin bezler.
Uyartılar sinapstan nasıl geçer?
İmpulslar, akson sonundaki sinaptik yumruya geldiğinde sinaptik keseciklerdeki nörotransmitter maddeler sinaps boşluğuna geçerek diğer nöronun dendritine ulaşır. Böylece diğer nöron uyarılır
Niçin renkli görürüz?
-Retinada mavi, yeşil ve kırmızı renklere duyarlı koni hücrelerinin ve iki-üç koninin birlikte görev yapması sonucu renkli görürüz.
Beyinciği zedelenen kuşun davranışları nasıldır?
-Kas hareketlerinde düzensizlik ve denge bozukluğu dolayısı ile kuş yürüme ve uçma işini yapamaz
Deri güneş altında neden koyulaşır? -
Güneşin etkisiyle melanin pigmenti artar ve deri koyu renkli görünür
Dış kulak hangi bölümlerden oluşur? -Kulak kepçesi ve kulak yolundan
Gözde kornea nasıl meydana gelir? -Sert tabaka ön tarafta incelip saydamlaşarak şişkinleşir ve kornea meydana gelir.
Hipotalamus, hipofizin çalışmasını nasıl kontrol eder? -Salgılatıcı faktörleri (RF) salgılayarak.
Kemikte periost ne işe yarar? -Kemiğin beslenmesi, kırıkların onarımı ve enine büyümesini (kalınlaşmasını) sağlar.
Bitkilerde görülen bölünmez dokular nelerdir? -Temel doku, koruyucu doku, destek doku, iletim doku, salgı doku.
Mukus salgılayan tek hücreli salgı bezine ne ad verilir? Goblet hücre

 

Kaynak: www.englishpage.blogcu.com izni ile alınmıştır


 

Kategori: Egitim| Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

13/11/2009

>> Milli Eğitim Bakanlığı, 2010 sınav tarihlerini açıkladı.

Milli Eğitim Bakanlığı, 2010 sınav tarihlerini açıkladı.

Seviye Belirleme Sınavı (SBS), ilköğretim 6. sınıf öğrencileri için 12 Haziran’da yapılırken, ilköğretim 7. sınıf öğrencileri için 6 Haziran’da ve 8. sınıf öğrencilerine ise 5 Haziran’da yapılacak.

İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin katıldığı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı PYBS) ise 2 Mayıs 2010’da gerçekleştirilecek.

-AÇIK İLKÖĞRETİM VE SÜRÜCÜ ADAYLARI SINAV TAKVİMİ-

MEB ayrıca, Açık İlköğretim, Açık Lise ve motorlu taşıt sürücü adaylarının sınavlarını da belirledi.Sınavlar ve yapılacağı tarihler şöyle:

-Açık İlköğretim Okulu 1. Dönem Sınavı: 14 Kasım 2009

-Açık Öğretim Lisesi 1. Dönem Sonu Sınavı: 16-17 Ocak 2010

-Mesleki Açık Öğretim Lisesi 1. Dönem Sonu Sınavı : 16-17 Ocak 2010

-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/1): 13 Şubat 2010

-Açık İlköğretim Okulu 2. Dönem Sınavı: 13 Mart 2010

-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/2) : 17 Nisan 2010

-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (5. sınıf ile 9, 10 ve 11. sınıflar): 2 Mayıs 2010

-Açık Öğretim Lisesi 2. Dönem Sınavı: 15-16 Mayıs 2010

-Mesleki Açıköğretim Lisesi 2. Dönem Sonu Sınavı : 15-16 Mayıs 2010

-Seviye Belirleme Sınavı (8. sınıf) : 5 Haziran 2010

-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (8. sınıf) : 5 Haziran 2010 -Seviye Belirleme Sınavı (7. sınıf) : 6 Haziran 2010

-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (7. sınıf) : 6 Haziran 2010 -Seviye Belirleme Sınavı (6. sınıf) : 12 Haziran 2010

-Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (6. sınıf) : 12 Haziran 2010

-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/3): 3 Temmuz 2010

-Açık İlköğretim Okulu 3. Dönem Sınavı : 17 Temmuz 2010

-Açıköğretim Lisesi 3. Dönem Sonu Sınavı : 7-8 Ağustos 2010

-Mesleki Açıköğretim Lisesi 3. Dönem Sonu Sınavı : 7-8 Ağustos 2010

-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/4): 21 Ağustos 2010

-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/5): 23 Ekim 2010

-Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (2010/6): 18 Aralık 2010

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Kategori: Egitim| Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

12/11/2009

>> Almanca Ders notları ve konu anlatımları ve gramer 2. kısım, ŞAH

DERS 6

ŞAHIS ZAMİRLERİ (PERSONAL PRONOMEN)
Bu dersimizde ön bilgi mahiyetinde şahıs zamirlerini inceleyeceğiz.
Bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi ise “zamirler” konusunda bulabileceksiniz.
Almanca’da şahıs zamirleri şu şekildedir.
ich : ben (ih)

du : sen (du)

er : o (er) (eril cins)

sie : o (zi (dişi cins)

es : o (es) (nötr cins)

wir : biz (vir)

ihr : siz (iğr)

sie : onlar (zi

Sie : siz (zi (nazik hitapta kullanılır)

 

Yukarıda görüldüğü üzere sie zamiri bir kaç farklı anlam taşır.
Bu anlamları cümlenin gidişinden veya fiil çekimlerinden vs.
çıkarmak mümkündür.
Bu ve daha önceki bilgileri, bir ön bilgi mahiyetinde verdiğimiz için
ayrıntılı incelemeyi “zamirler” konusunda yapacağız.
Önemli olan şu anda sizin bu kelimeleri iyice belleyip öğrenmenizdir.
Ayrıca yukarıda verilen zamirlerin içinde sadece nazik hitapta kullanılan
Sie zamirinin büyük harfle, diğerlenin ise küçük harfle yazıldığını unutmamanız gerekir.Nazik hitabı genelde kendimizden büyük kişilere yada tanımadığımız kişilere hitap ederken kullanırız

DERS 7

İSİMLER (SUBSTANTİVE)
Bundan önceki derslerimizde pek fazla gramer bilgisi gerektirmeyen ve özellikle ezber becerisine dayalı konular üzerine ön bilgiler vermiş, bazı konuları da detaylı bir şekilde incelemiştik.
Bu dersimizde oldukça fazla dikkat gerektiren, bazı kısımlarının ezberlenmesi ve akıldan çıkartılmaması gereken bir konuya giriş yapacağız.Bu dersimizde isimler ve artikeller hakkında kısa bilgiler verip, önümüzdeki bölümde isimler konusunu ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz.

Kısaca tanımlamak gerekirse, varlıkları adlandırdığımız kelimelere isim denir.Örneğin bilgisayar, okul, oda, ev masa, rüya, Ahmet, kitap vs. kelimeleri birer isimdir.
Türkçe’de olduğu gibi Almanca’da da isimlerin tekil-çoğul, soyut-somut,
basit-birleşik, özel-cins gibi türleri vardır.
Yine aynı şekilde dilimizde olduğu gibi Almanca’da da isimler cümle içerisinde değişik görevlerde bulunabilir, tekil-çoğul hallerde kullanılabilir
veya ismin hallerine (-e hali, -i hali vs.) göre çekimlenebilirler.
Almanca’da yaklaşık olarak 200.000-250.000 civerı isim olduğu tahmin edilmektedir. Almanca’da isimlerin baş harfleri, özel isim veya cins isim ayrımı yapmaksızın büyük harf kullanılarak yazılır.
Yani tüm isimlerin baş harfleri büyük yazılmalıdır.Bununla beraber Almanca’da tüm cins isimlerin önünde Artikel dediğimiz (der – das – die)
kelimelerinden birisi bulunur.(Artikeller konusu önümüzdeki bölümlerde incelenecektir.)
Almanca’da isimlerin 3 cinsi mevcuttur.Her isim bu üç gruptan birine dahildir.
Bunlar ;

1-) Erkek İsimler (Eril Cins)
2-) Dişi İsimler (Dişi Cins)
3-) Cinsiyetsiz İsimler (Nötr Cins)

Almanca’da genel olarak cinsiyeti erkek olan kelimelerin artikeli “der”,
cinsiyeti dişi olanların artikeli “die” , cinsiyetsiz olanların artikeli ise “das” tır.Fakat bu bilgi genelleme yapılarak verilmiştir.Bazı istisnaları mevcuttur.
Bu sebeple yeni kelime öğrenirken, mutlaka artikeliyle beraber öğrenmeye dikkat etmeniz çok faydalı olacaktır.(Artikel konusu bir sonraki bölümde detaylı olarak incelenecektir.)
Almanca’da “şu tür kelimeler erkek cinstir, şu tür kelimeler dişi cinstir, şu tür kelimeler de nötr cinstir” şeklinde bir genelleme yapmak mümkündür.
Aşağıda erkek cins, dişi cins ve nötr cins kelimeler hakkında sınıflandırma
yapılmıştır.Yapılan bu sınıflandırmanın bazı maddeleri kesin olduğu gibi, bazı maddelerinin de bir kaç küçük istisnası mevcuttur.
1-) Cinsiyeti Erkek Olan İsimler :
Daha önce de incelemiş olduğumuz gün, ay, mevsim isimleri, yönler ve rüzgar isimleri, cinsiyeti erkek olan tüm canlılar, para birimlerinin büyük çoğunluğu, maden isimlerinin büyük çoğunluğu ve -en,-ich,-ig,-ast harfleriyle biten isimler Erkek Cinstir.

2-) Cinsiyeti Dişi Olan İsimler :
Dişi canlılar, tüm sayılar, meyve, ağaç, çiçek isimleriyle ırmak, nehir isimleri ve -in,-e,-ei,-ung,-heit,-ion,-keit harfleriyle biten isimlerin büyük çoğunluğu Dişi Cinstir.

3-) Cinsiyetsiz Olan İsimler :
Ülke ve şehir isimlerinin büyük çoğunluğu, hem dişi hem de erkek canlılar için ortak kullanılan isimler ve canlıların yavruları, metal adları ve fiil veya sıfattan türetme tüm isimler Cinsiyetsizdir.

Yukarıda bilgi amaçlı bir genelleme yapılmıştır.Her ne kadar yapılan bu sınflandırmanın sizler için yararlı olacağını düşünsek de öğrenilecek olan kelimelerin (yukarıdakilerden herhangi bir gruba girse dahi) artikellerine bakılmasını çok daha faydalı görüyoruz.
Bir sonraki bölümde artikeller ve kullanım şekilleriyle ilgili bilgiler verilecektir.Çok önemli bir konu olduğundan, dikkatle izlemenizi tavsiye ediyor, başarılar diliyoruz.

DERS 8

ARTİKELLER (ARTİKEL – GESCHLECHTSWORT)
Artikel konusu Almanca öğrenenlerin en çok zorlandığı konulardan biri olarak gösterilir genelde.Bu bölümde bu konuya giriş yapacağız ve anlattıklarımızla bu konunun çok da karmaşık bir konu olmadığını göreceğinizi umuyoruz.Şunu belirtelim ki, eğer kelimeleri artikelleriyle beraber ezberlerseniz, bu konuda çok fazla bir probleminiz olmayacaktır.Fakat yine de biz bu konuyla ilgili geniş gruplandırmalar yapıp, hangi tür kelimelerin, hangi artikelle kullanıldığını inceleyeceğiz.Şimdi konumuza geçelim.

Almanca’da bütün cins isimlerin önünde artikel denilen “der, das, die” sözcüklerinden biri bulunur.Bu sözcüklerin Türkçe karşılıkları yoktur ve dilimize tam olarak çevrilemezler.Bu kelimeler önünde bulundukları ismin bir parçası gibidirler.Bir ismi öğrenirken muhakkak onun artikelini de sanki isimle beraber tek bir sözcükmüş gibi birlikte öğrenmek gerekir.
Eğer artikelini öğrenmeden sadece kelimeyi ezberlerseniz, öğrendiğiniz kelime pek bir işe yaramayacaktır.Bunun nedenini ileriki bölümlerimizde net bir biçimde anlayacaksınız.
Artikel kelimesi bazı kaynaklarda “tanımlık” ,bazılarında da “tanım edatı” olarak geçer.Bunun yanında artikeller bir çok sözlük ve kaynakta aşağıda gösterilen şekilde kısaltılarak gösterilir.Lütfen gösterilen kısaltma harflerini aklınızdan çıkarmayınız.

Artikeller çoğu kaynakta şu şekilde kısaltılarak gösterilir:

der artikeli m veya r harfleri kullanılarak gösterilir.

die artikeli f veya e harfleri kullanılarak gösterilir.

das artikeli n veya s harfleri kullanılarak gösterilir.

 

Yani bu, m veya r harfleriyle gösterilen kelimenin artikeli “der” olacak,
f veya e harfleriyle gösterilen kelimenin artikeli “die” olacak,
n veya s harfleriyle gösterilen kelimenin artikeli “das” olacak demektir.

Ek bilgi olarak, bu harfler Almanca’da eril,dişi ve nötr cins (Maskulinum, Femininum, Neutrum) kelimelerinin baş harfleri kullanılarak ve “der, das, die” kelimelerinin son harfleri kullanılarak oluşturulmuştur.
Genelde kaynaklar bu iki kullanımdan birini seçerek kaynağın tümünde ya “m – f – n” harflerini ya da “r – s – e” harflerini kullanırlar.
Almanca’da iki tür artikel grubu mevcuttur.Önümüzdeki bölümde bu grupları inceleyeceğiz

DERS 9

BELİRLİ ARTİKELLER (BESTİMMTE ARTİKEL)
Bir önceki bölümde artikeller hakkında bilgiler verilmiş, iki tür artikel varlığından söz edilmişti.Bu bölümde bu iki artikel grubu hakkında bilgiler vereceğiz.

Almanca’da iki grup artikel vardır.Bunlar ;

1)Belirli Artikeller
2)Belirsiz Artikeller (olumlu-olumsuz)

şeklindedir.Bu bölümde birinci grubumuz olan belirli artikeller konusunu inceleyeceğiz.Ama önce belirli ve belirsiz kavramlarını açıklayalım.
Belirli kavramıyla, bilinen yada daha önceden bahsi geçmiş olan, daha önceden görülmüş olan,boyu,eni,rengi vs. özellikleri bilinen varlıklar kastedilmiş olur.
Belirsiz kavramıyla ise herhangi,rastgele bir varlık kastedilmiş olur.
Bu açıklamalarımızı aşağıda vereceğimiz örneklerle iyice anlaşılır duruma getireceğiz.Aşağıda verilen örnek cümleleri incelerseniz iki kavram arasındaki farkı rahatça anlayabilirsiniz.

Örnekler:

1- Babası Ali’den kitabı getirmesini istedi.
2- Babası Ali’den bir kitap getirmesini istedi.

Yukarıdaki birinci cümleyi inceleyelim:
Babası Ali’den kitabı getirmesini istemiş,fakat nasıl bir kitaptır bu?rengi nedir?adı nedir?nerededir?yazarı kimdir? Bütün bunlar belirtilmemiştir.
Belirtilmediğine göre Ali, cümleden hangi kitabı getireceğini anlıyor ve getiriyor.Yani bu bahsi geçen kitap biliniyor,rastgele bir kitap değil.
Yani Ali kitap kelimesiyle hangi kitabın belirtildiğini anlıyor.
O halde burada belirli artikel kullanılabilir demektir.

İkinci cümlede ise:
Babası Ali’den bir kitap,yani herhangi bir kitap getirmesini istiyor.
Kitabın burada yazarı,rengi,boyu,adı vs. önemli değil.Herhangi bir kitap olması yeterli.Kitap olsun da, nasıl olursa olsun gibilerinden bir cümle.
O halde burada da belirsiz artikel kullanılacaktır.

Daha iyi anlaşılması için örneklerimize devam edelim:
Örneğin Ali’nin odasına bir masa lazım.Ali ile babasının konuşmaları şu şekilde olsun;

Ali : Baba, odama bir masa alalım.

Burada alınacak masa belirsizdir.Çünkü “bir masa” denmiş.Özellikleri belli mi? Hayır belli değil.Yani herhangi bir masa kastediliyor.
İkinci cümle şu şekilde olsun:

Ali : Baba, odama o masayı alalım.
Bu cümleden anlaşılıyorki masa daha önceden görülmüş ya da masanın bahsi daha önceden de geçmiş.Yani bahsedilen masayı iki taraf da biliyor.
Burada belirlilik söz konusu olduğundan,belirli artikel kullanılır.

Bir kaç cümle daha yazalım;

- Bu akşam TV’de bir dizi var.(dizi kelimesi belirsiz)
- Bu akşam TV’de yine o dizi var.(dizi kelimesi belirli)

- Bir elbise almam lazım. (elbise belirsiz)
- O elbiseyi mutlaka almam lazım. (elbise belirli)

- Gidip bir çiçek alalım. (çiçek belirsiz)
- Gidip çiçeği sulayalım. (çiçek belirli)

Belirli ve belirsiz kavramlarını yukarıdaki cümlelerle anlatmaya çalıştık.
İşte, cümlelerde kullanılan belirli kelimeler için belirli artikeller, belirsiz kelimeler için ise belirsiz artikeller kullanılır.
Almanca’da belirli artikeller, der, das ve die olmak üzere üç tanedir.
Daha önce de belirttiğimiz gibi her kelimenin artikeli değişiktir.
Bu yüzden kelimeler artikelleriyle beraber öğrenilmelidir.Bir çok kaynakta artikeller şu şekilde kısaltılarak gösterilir:

der artikeli r veya m harfleriyle gösterilir.
die artikeli e veya f harfleriyle gösterilir.
das artikeli s veya n harfleriyle gösterilir

DERS 10

BELİRSİZ ARTİKELLER (UNBESTİMMTE ARTİKEL)
Bir önceki bölümde belirli artikelleri incelemiştik.Bu bölümde belirsiz artikelleri inceleyeceğiz.Belirsiz artikeller olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır.Belirsiz artikeller bilinmeyen, belirsiz, herhangi bir varlığı kasdetmek için kullanılırlar.(Bir önceki bölümde verilen örnekleri inceleyiniz.)

OLUMLU-BELİRSİZ ARTİKELLER
Almanca’da ein ve eine
olmak üzere iki tane olumlu-belirsiz artikel mevcuttur.
Ein (ayn) ve eine (ayne) kelimeleri Türkçe’de “bir” anlamına gelirler.
Ein, der ve das artikelinin olumlu-belirsizidir
Eine, die artikelinin olumlu-belirsizidir.
Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz:

der Fisch : balık
ein Fisch : bir balık (herhangi bir balık)

der Baum : ağaç
ein Baum : bir ağaç (herhangi bir ağaç)

das Buch : kitap
ein Buch : bir kitap (herhangi bir kitap)

das Kind : çocuk
ein Kind : bir çocuk (herhangi bir çocuk)

die See : deniz
eine See : bir deniz (herhangi bir deniz)

die Sprache : lisan
eine Sprache : bir lisan (herhangi bir lisan)

Örneklerden de anlaşılacağı gibi belirsiz cins isimlerin önünde “der” yerine “ein”, “das” yerine “ein” ve “die” yerine “eine” kullanılmaktadır.
Şimdi olumsuz-belirsiz artikellere bakalım:

OLUMSUZ-BELİRSİZ ARTİKELLER

Ein ve eine artikellerinin olumsuzları da mevcuttur.Bunlara da olumsuz-belirsiz artikeller denir.
Ein artikelinin olumsuzu “kein” dir (kayn).
Eine artikelinin olumsuzu “keine” dir (kayne).
Kein ve keine, Türkçe’ye “değil” veya “hiçbir” anlamında çevrilebildikleri gibi, cümle fiiline eklenen olumsuzluk takılarıyla da (-me,-ma) çevrilebilirler.

Artikelleri şöyle bir toparlayacak olursak:
“der” artikelinin olumlu belirsizi “ein”, olumsuz belirsizi “kein” dir.
“das” artikelinin olumlu belirsizi “ein”, olumsuz belirsizi “kein” dir.
“die” artikelinin olumlu belirsizi “eine”, olumsuz belirsizi “keine” dir.
Aşağıdaki örnekleri ineceleyiniz.

der Fisch : balık
ein Fisch : bir balık
kein Fisch : “bir balık değil” veya “hiçbir balık”

das Kind : çocuk
ein Kind : bir çocuk
kein Kind : “bir çocuk değil” veya “hiçbir çocuk”

die Tasche : çanta
eine Tasche : bir çanta
keine Tasche : “bir çanta değil” veya “hiçbir çanta”

Bu bölümle beraber Almanca’da bulunan belirli artikeller (der,das,die),
olumlu-belirsiz artikeller (ein,eine) ve olumsuz belirsiz (kein,keine)
olmak üzere artikel grupları hakkında bilgiler verdik.
Bir sonraki bölümde artikellerin kullanım alanlarını inceleyeceğiz.

Kaynak: www.englishpage.blogcu.com

Kategori: Egitim| Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

12/11/2009

>> ALMANCA ALFABESİ (DAS DEUTSCHE ALPHABET)

ALMANCA ALFABESİ (DAS DEUTSCHE ALPHABET)
a: aa
b: be
c: se
d: de
e: ee
f: ef
g: ge
h: ha
i: ii
j: yot
k: ka
l: el
m: em
n: en
o: oo
ö: öö
p: pe
q: qu
r: er
s: es
t: te
u: uu
ü: üü
v: fau
w: we
x: ix
y: ipsilont
z: set
ä: ae
ß: ss (Son zamanlarda bu harfin kullanımı “ss” olarak yaygınlaşmıştır.Örn:Heiß değil Heiss)
Bazı harflerin yanyana gelmesiyle genelde aşağıdaki okunuşlar kullanılır.
ei : ay olarak okunur
ie : i olarak okunur
eu : oy olarak
sch : ş olarak okunur
ch : h olarak okunur
z : ts olarak okunur
au : o olarak okunur
ph : f olarak okunur
sp : şp olarak okunur
st : şt olarak okunur
Not:Alfabede bulunan ä , ü , ö harfleri (a-u-o) harflerinin umlaut (nokta) almış şekilleridir.

Not: ä karakterini ALT + 132 kullanarak, ß karakterini ALT + 225 kullanarak çıkartabilirsiniz. (ALT +132 ,Alt tuşuna basılı olarak 132 yazılması demektir.)
Klavyesi Türkçe olmayan arkadaşlarımız da Türkçe karakterleri şu şekilde çıkartabilirler:

ü: ALT + 0252 ——- ı: ALT + 0253 ——- ö: ALT + 0246 ——– ğ: ALT + 0240
ç: ALT + 0231 ——- ş: ALT + 0222 ——- İ: ALT + 0221 ——–

Bu içerik internet kaynaklarından yararlanılarak sitemize eklenmiştir

Kategori: Egitim| Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

<<Önceki Sayfa |1/ 6|

  • Anasayfa
    Rss
  • Son Yazılar

    • Kapalı vajina cinselliğe engel değil
    • İstanbul'a önce lodos sonra kar!
    • Bütün araç sahiplerini ilgilendiriyor
    • 100 grip hastasından birisi domuz gribi
    • Aslan'ın gücü Graz'a yetmedi
    • 1 Ocak 2010 Milli piyango çekiliş sonuçları
    • Lise 2 Psikoloji Konu anlatımı ve ders notları PSİKOLOJİNİN KONU
    • Lise 2 Psikoloji Ders Notları ve konu Anlatımı UYARILMA İHTİYACI
    • Lise 2 Psikoloji Dersi Konu Anlatımları ve Ders notları DÜŞÜNME
    • 10. sınıf psikoloji yazılı soruları ve cevapları Lise 2 psikoloj

    Dost Bloglar

    • Blogcu Yardım

    Baglantılar

    Ziyaret


      Kültür ve Sanat Diğer
      site ekle

    Etiket Bulutu

      Kapalı vajina cinselliğe engel değil sağlık kadın haber havadurumu Bütün araç sahiplerini ilgilendiriyor oto 100 grip hastasından birisi domuz gribi galatasaray galasaray haberleri 1 Ocak 2010 Milli piyango çekiliş sonuçları 1 Ocak 2010 Milli piyango sonuçları 1 Ocak 2010 Milli piyango çekilişi 2010 milli piyango çekiliş sonuçları Lise 2 Psikoloji Konu anlatımı ve ders notları PSİKOLOJİNİN KONU Lise 2 Psikoloji Konu anlatımı ve ders notları PSİKOLOJİNİN Lise 2 Psikoloji Ders Notları ve konu Anlatımı UYARILMA İHTİYACI eğitim Lise 2 Psikoloji Dersi Konu Anlatımları ve Ders notları DÜŞÜNME Lise 2 Psikoloji Dersi Konu Anlatımları ve Ders notları 10. sınıf psikoloji yazılı soruları ve cevapları Lise 2 psikoloji 10. sınıf psikoloji yazılı soruları ve cevapları Lise 2